• 08 Kasım 2017, Çarşamba 0:57
Dr.AysuAKBAROVA

Dr.Aysu AKBAROVA

Disleksi

Eğe r ya zıla rım ı bu şek ild e yazs a ydı m ke sinl ik le ok uma kt a zo rla nırd ı nı z. A ma onl ar ı  ba şka tü rl ü  d aha iy i anl a tam az d ım.

 

Disleksik çocuklar… Diğer adıyla Öğrenme Güçlüğü çeken çocuklar. Onların beyni yazıları yukarıda yazdığım şekilde algılıyor. 1-7 Kasım Disleksi Haftasında başka birşeyden bahsetmek istemedim.

Günümüzde birçok öğretmen veya anne-baba çocuğun disleksik olabileceğini bilmediğinden, öğrenme güçlüğü çeken çocuğu neden diğerleri gibi olmadığı için suçlamaktadır.

 

“Çocuğum okumak istemiyor”, “okula gitmek istemiyor”, “herkesin çocuğu okurken o hayal dünyasında yaşıyor”, “kitaplardan çabuk sıkılıyor”, “ödevlere ancak iki dakika dayanıyor”, bir türlü çarpım tablosunu ezberletemedik”, “fazla hareketli” ve s. gibi bir sürü sorular…

 

Disleksi ile ilgili ilk bulgular, 1896 yılında İngiliz doktor  W. Pringle Morgan tarafından elde edildi. Morgan makalesinde 14 yaşında Percy adındaki erkek çocuğun her zaman akıllı ve zeki bir tutum içinde olduğunu, yaşıtlarıyla kıyaslandığında oyunlarda hızlı olduğunu ve arkadaşlarından geride kalan hiçbir yönü olmadığını, ancak okuyamadığını belirtiyordu. Bu dönemlerde disleksinin görme sistemiyle ilgili olduğu düşünülüyordu.

 

Çünkü, disleksinin en belirgin özelliklerinden biri harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıydı. Bu bakış açısından yola çıkan bir düşünceyle disleksiyle baş etmek için göz eğitimleri yaptırılıyordu. Daha sonra yapılan çalışmalarda ise disleksinin görmeyle ilgili bir bozukluk olmayıp dil sistemiyle ilgili bir bozukluk olduğu ortaya çıkarıldı.

 

* Zeka düzeyleri “normal ve normalin üstü”dür!

* Kelimeleri istedikleri yerden ayırırlar.

* B-D ve P-Q, 6-9, 7-4, 8-3  harf ve rakamlar onların beyninde hep tersdir.

* Okuduğunu birkaç defa okumak zorunda kalır, çünkü harfleri ve kelimeleri karıştırır.

(Ters-TRES… gibi)

* Okurken çabuk sıkılırlar.

* Ezber yapmak kabusdur.

* Okulu sevmezler çünkü hep birşeyler öğrenmek, okumak zorundadırlar.

* Hayal dünyası diğerlerine nazaran 4-6 kat daha güçlü olur.

* İmla kuralları onların dünyasında alt-üst olmuştur.

* Çarpım tablosu tam bir işkencedir : )

* Sağ ve sol kimin umrunda? : )

* Renkleri karıştırırlar

* Düzenli okuma ve yazmadan çabuk sıkılırlar.

 

Toplumda en sık rastlanan öğrenme bozukluğudur disleksi. 8-10 oranında görülür. Yani şöyle düşünün eğer çocuğunuzun okulunda toplam 700 çocuk varsa bunun yetmişi disleksili olabilir demektir.  Disleksik çocuklar aslında tespit edildikten sonra üzerinde çalışılarak tedavi edilebilir.

 

Lütfen bu konuda dikkatli olalım. Günümüzde maalesef bu tarz çocuklar doğru teşhis yerine sadece “hiperaktivite” tanısıyla çok ciddi ilaçlar almak zorunda bırakılıyor.

 

Albert Einstein dediği gibi: “Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir!”

 

Unutmayalım ki, Albert Einstein, Thomas Edison, Wolfgang Amadeus Mozart, Tom Cruise, Stephen Hawking, Walt Disney, Agatha Christie, Sylvester Stallone, Pablo Picasso, Leonardo Da Vinci gibi birçok ünlü isim de disleksi tanısı almışlardır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık